SEPET
27.06.2020 // SNEAKER // İnanç Çakıroğlu

Sneaker Yaratıcıları Serisi: Christian Tresser

Bugüne kadar Reebok Aztrek, Nike Air Max 97, Nike Mercurial ve adidas F50 gibi başarılı ayakkabı tasarımlarına imza atan, yakın zamanda özel bir adidas Yeezy 700 modeli için de tasarım yapan Christian Tresser, sneaker dünyasında oyunu değiştiren efsane tasarımcılardan biri. Sneaker yaratıcıları serisinde bu kez tasarımın yanı sıra, geliştirdiği yeniliklerle de spor ayakkabı ve özellikle futbol ayakkabıları alanında büyük değişiklikler yaratan Christian Tresser’ın hayatına ve hikayelerine yakından bakalım.



Tresser'ın hikayesi, aslında çocuk yaşta içinde oluşan yoğun futbol tutkusuyla başladı. Çocukluğunda, California State Select takımında oynamayı hayal ederek büyüyen Christian, okul hayatı boyunca futbol oynamaya devam etti ve sonunda Kuzey Kalifornia’daki kolej olan Foothill College’e girerek burada oynamaya başladı. Ancak onun için kolej futbolunda büyük bir geleceğin olmayacağını anlaması uzun sürmedi. Futboldaki bu ümitsiz durum, onu bir yıl sonra bir diğer yeteneği olan tasarımları ve çizimleri sayesinde San Francisco’daki Sanat Akademisi’ne kaydolmasına itti. Orada alacağı eğitimi, yıllar sonra çocukluğundaki futbol sevgisi ile tasarım yeteneğini birleştirmesine olanak sağlayacak, sanatsal yeteneği daha sonra futbol ayakkabıları tasarımcısı olarak çocukluk aşkı futbolla bağlantı kurmasını sağlayacaktı.


Sanat Akademisi’ndeki eğitimini tamamlar tamamlamaz, Reebok’ın vakıf olarak okul öncesi çocukların fiziksel aktivitelere başlamasını sağlamak adına kurulan alt markası BOKS (Build Our Kids’ Success) için bazı projeler yapan bir bağımsız ayakkabı tasarım şirketinde iş buldu. Reebok’ın Nike’ı tehdit ettiği bu dönemde, Reebok tarafından Futbol ve Koşu bölümleri için tasarım ve inovasyon alanlarında liderlik etmek üzere tam zamanlı olarak çalışmaya başladı.


Tresser’ın İngiliz markasındaki ilk zamanları, o dönemde marka için durgun olan futbol bölümüne karbon fiber ayak plakaları, Insta-pump teknolojisi ve Graphlite gibi yenilikleri dahil etmeye çalışmakla geçti. 1994 yılına gelindiğinde ise ABD’de düzenlenen Dünya Kupası Tresser için bir fırsattı. Bu dönemde, Reebok Integrity Pro ve Instapump RS gibi teknolojik yenilikler içeren kramponları tasarlayan tasarımcı, bunu Dünya Kupası’nda giyecek Batistuta, Valderrama gibi futbolculara birebir görüşerek, kramponları giymelerini sağladı. Tresser bu dönemde, Reebok’ın futbol kategorisini başlatmasına ve ilk futbol ayakkabılarını ve kramponları üretmesini sağladı. Aynı zamanda koşu kategorisinde de çalışarak, Reebok’ta sadece bir kaç yılda koşucular için yeniliklerle dolu Aztrek, DMX Daytona ve 1992 Pyro gibi unutulmaz ve çok popüler silüetleri tasarladı.



Tresser’ın Reebok’ta bir kaç yıl içerisinde, hem koşu hem de futbol kategorilerinde ortaya çıkarttığı ikonik sületler, Nike tarafından yakından takip edilmişti. Reebok’ta devam ettiği sırada Tresser, Nike tarafından adeta kapıldı ve Swoosh’un merkezi Beaverton’a taşınarak burada baş ayakkabı tasarımcısı olarak göreve başladı. Yenilikler ve çığır açan tasarımlar Reebok’ta olduğu gibi Nike’ta da devam etti. Tresser, Nike’a ilk girdiği dönemde Nike’ın öne çıkması planlanan futbol ayakkabısı Mercurial’ı tasarlamakla görevlendirildi. Çalışmaları sonunda, futbol ayakkabılarını sonsuza dek değiştirecek tasarıma imza atan Tresser, Mercurial’da üst düzey sentetik materyalden bir futbol ayakkabısı tasarlamıştı. Bu tasarımı o güne kadar üretilen futbol ayakkabılarından materyal ve malzeme olarak tamamen farklıydı. Tresser Mercurial’ı tasarladığı bu benzersiz süreçten şöyle bahsediyor; “Mercurial’a gelince işler değişmişti. Futbol ayakkabılarının değiştiği an gerçekten de buydu. O güne kadar doğal malzemelerle yapılan kramponlara göre, sentetik malzemelerle yapılan kramponlarla daha fazla şey yapabiliyordunuz. Ancak kanguru derisi gibi doğal materyallerden yapılan kramponların onlara yaşattığı his sebebiyle, futbol oyuncularının bu tasarımı kabul edip etmeyeceğini bilmiyordum. Ancak bu fikre sonuna kadar güvendim, devam ettim ve nihayet başardım. Sonunda da, bu noktaya kadar doğal malzemelerden üretilen kramponların önü bundan itibaren, kesilmek durumunda kaldı.



Tresser, Nike’ta görev aldığı 10 ay gibi kısa bir süre içerisinde adeta inkansızı gerçekleştirerek, Nike Air Max 97, Tailwind, Spiridon ve Mercurial gibi çok ünlü modelleri yaratmayı başardı. Her biri ayrı birer popülerleşen modeli imkansıza yakın bir sürede 1 yıldan az bir sürede tasarlamıştı. Yıllar sonrasında bu üretken dönemi sorulduğunda şöyle bahsetmişti, “Bu şekilde bir etki yaratmak çılgınca. Etki yaratmayı düşünmemeye çalışıyorum. Sadece fikirleri alıyorum, üzerinde çalışıyorum ve devam ediyorum. Özellikle ayakkabı konusunda tasarıma ve inovasyona büyük bir istek duyuyorum. Sürekli yaratmaya çalışıyorum. Suda bir köpekbalığı gibiyim, yüzmeye devam etmeliyim yoksa ölürüm."


Tresser’ın Nike’ta yarattığı bir diğer ikon ise Air Max 97’ydi, tam boy hava tabanına sahip, Silver Bullet, yani Japon silver bullet trenlerini anımsatan ve gerçekten gümüş bir mermi görünümünde olan bu tasarım ilk çıktığı andan itibaren sneaker dünyasının kültleri arasında yer almayı başardı.  Tresser, Air Max 97 tasarım sürecini şöyle anlatıyor; “Air Max 97’i yaparken ilhamımın çoğu doğadan bir havuza damlayan suyun ve dalgaların yayıldığını görerek geldi ve 3M’i yerleştirmek için bu şekilde ortaya çıktım. Bir diğer esinlendiğim alan da o dönem çok popüler olan dağ bisikletleriydi. Harika olduğunu düşündüğüm ve sevdiğim metal kaplamalara sahiptiler. Metalin olduğu modern görünümlü malzemeler topladım ve bu yüzden 3M ve gümüş metalik ağı seçtim. Ayakkabıda beyaz rengi istediğimi biliyordum ama düz beyaz istemiyordum, içinde sedefli bir şey istedim. Her şeyin nüansı, mini Swoosh’un ve ayakkabının yan tarafındaki mono-ağa kadar devam ediyordu. Air Max 97 bütün bunların bir kombinasyonu."







2000’li yıllara girildiğinde Tresser, adidas’a inovatif teknoloji bölümünde kıdemli tasarımcı olarak görevine başladı. Bu dönemde adidas’ın ürettiği en hafif performans ayakkabıları olan F50 krampon serisini ve Crazylight basketbol ayakkabılarını tasarladı. Predator krampon serisinde kullanılan Powerpulse, “süper enerji darbesi” sistemi ve modüler TUNIT yapısını geliştirdi. adidas’ta olduğu dönemde adizero ve adipure gibi koşu ayakkabı teknolojilerini de geliştiren isim yine Tresser’dı.






Tresser’ın ortaya koydukları, sadece ayakkabıların tasarımlarının estetiği ile sınırlı kalmadı. Aynı zamanda inovasyonu ve yeniliği de zorladı. 360 derece 3M boru entegrasyonu, tam boy hava yastıkları, gizli bağcık sistemleri, dengeyi merkeze yayan taban teknolojisi, full örgü sayaları ve Mercurial gibi tek bir malzemeden yaratarak kramponlarda sentetik materyalleri kullanımı gibi devrim yaratan yeniliklere imza attı.


Tresser freelance olarak çalıştığı dönemde, 2018’in sonunda Kanye West’in davetiyle özel olarak Yeezy 700 MNVN için bir diğer efsanevi tasarımcı Steven Smith ile birlikte çalıştı. Hali hazırda Yeezy’nin tasarım direktörü olan Steven Smith’e özel 700 VX modelinde eşlik eden Tresser’ı ve tasarımı Kanye West kripto mesaj içeren tweet’inde duyurdu.
Christian Tresser, sanat, tasarım, teknik beceri, düşünce, tutku, yaratıcılık ve spor sevgisini bir araya getirerek bizim gibi bir çok insanın hayatına dokunmayı başardı. En önemlisi de bütün bunları spot ışıkları altında olmadan, öne çıkma kaygısı gütmeden mütevazi bir şekilde gerçekleştirdi. Tresser’ın benzersiz mirası ve vizyonu günümüzde hala ilham vermeye devam ediyor.

BÜLTENE KAYIT OL!

YENİ ÇIKAN ÜRÜNLER, ETKİNLİKLER, HABERLER VE DAHA FAZLASI İÇİN KAYIT OL.