SEPET
PAYLAŞ
23.05.2019 // MODA // İnanç Çakıroğlu

Sneaker Yaratıcıları Serisi: Tinker Hatfield

İsimleri sneaker tarihine altın harflerle yazılan, birbirinden yaratıcı sneaker tasarımcılarını yakından tanıttığımız Sneaker Yaratıcıları serisinde mercek altına aldığımız ilk isim; sneaker dünyasının en vizyoner isimlerinin başında gelen, Nike markasının en çok sevilen sneakerlarının arkasındaki tasarımcı Tinker Hatfield.


    1952 yılında Portland Oregon’da doğan Tinker Hatfield, lise döneminde atletizm sporu ile uğraştı ve lise yılları boyunca profesyonel bir sporcu olmanın hayalini kurdu. Lisenin ardından Oregon Universitesi’ne sporcu bursu ile girmeye hak kazanan Hatfield’ın hayatı, Oregon Universitesi’nin atletizm koçu Bill Bowerman ile tanıştığı dönemde değişmeye başladı. Nike’ın kurucu ortaklarından da biri olan Bill Bowerman, o sıralarda Oregon Üniversitesi’ndeki görevinin yanı sıra Nike’ın sneakerlarını ve kramponlarını tasarlayan kişiydi. Sakatlığının ardından kariyeri sona yaklaşan Tinker Hatfield’a, Bill Bowerman’in verdiği destek onun bursunu ve takımdaki yerini kaybetmemesini sağlıyordu. Zorlu tedavi ve sakatlık sürecinde çizim yeteneğini keşfeden ve adeta çizim yapabildiğini sıfırdan farkeden Hatfield, Mimarlık Fakültesi’ne devam etti. Bu dönemde Bill Bowerman’a çizimleriyle destek olmaya başlayan tasarımcı, Nike’ın ilk kramponlu ayakkabılarını da bu dönemde çizdi. Bowerman’in çizimlerine notlar düşerek ona yalnızca çizimleriyle değil, aynı zamanda yorumlarıyla ve yönlendirmeleriyle de destek olan Hatfield, zamanla atletlerin sorunlarını çözen ve bu sorunların üzerine çözümler düşünen bir kişi haline geldi. 


    80’li yıllarda Nike, koşu ve basketbola odaklanarak çok hızlı bir şekilde büyüme gerçekleştirdi ve rakiplerini önüne geçmeyi başardı. Sektörün tepesine kısa sürede tırmanan Nike’ın bu başarısına rağmen, o dönemde popüler bir akım haline gelen aerobik üzerine odaklanan Reebok, büyük bir atılımla ilk aerobik sneakerını çıkararak Nike’a büyük bir darbe vurdu. Nike’ta büyük çaplı bir krize yol açan bu gelişmenin ardından, Nike bir takım değişikliklere gidiyor, bunların en başında da bünyesindeki tasarım ekibini değiştirme kararı alıyordu. O dönemde sneaker tasarımı yapmayan Hatfield fuar, vitrin ve perakende satışlar için tasarımlar yaparak hayatına devam ettiği sırada Nike’ın yeni tasarım ekibini kurmak adına açmış olduğu tasarım yarışmasına katılıyor ve başarılı bulunarak Nike’ın tasarım ekibine seçiliyordu. Çok kısa bir süre içerisinde markanın baş tasarımcısı haline gelen Tinker Hatfield, yeni sneaker projelerine hızlıca başlıyordu. 

    Başarılı tasarımcı, 1987 yılında kendisinin ilk projelerinden biri olarak sneaker tasarımlarını ve sneaker dünyasını tamamen değiştiren, efsanevi silüet Air Max’i yarattı. Nike’ın o dönemde hali hazırda hava tabanını gazla doldurarak yastıklama sağlayan bir hava taban sistemi mevcuttu. Air taban teknolojisi olarak görülen bu sistemi, sneakerdaki orta tabanı kaldırarak dışarıdan görülebilir kılan bir tasarım fikriyle markaya giden Hatfield, tüm detayları dış kısmından görülebilen Paris’teki Centre Pompidou binasından esinlenerek ortaya çıkardığı bu sneaker tasarımıyla devrim yarattı. Air Max yani daha sonra adı Air Max 1 olarak anılacak olan bu model, sadece Nike tarihinin değil tüm sneaker tasarım tarihindeki en büyük başarılardan birini yakalamayı başardı.  Yine aynı yıl içerisinde çekilen Geleceğe Dönüş 2 filmindeki, giyen kişinin ayağının şeklini alan ve kendi kendini bağlayan geleceğin sneakerı Nike Air Mag’lerin tasarımını da yapan isim yine Tinker Hatfield’dı. Film için fütüristik bir tasarım yapan Tinker Hatfield’ın ortaya çıkardığı sneakerlar, 2015 yılında filmde Marty McFly’ın ziyaret ettiği 2015 yılının anısına sınırlı adet olarak üretildi. Buna rağmen 1987 yapımı filmdekiü modellenen sneakerın aynısının üretilmesi için henüz erken olduğu Tinker Hatfield tarafından kabul ediliyor. 
 

    1985 yılında, Nike’ın en büyük yıldızlarından biri olarak lanse edilen Chicago Bulls’un genç guardı Michael Jordan için Nike tarafından Air Jordan serisi üretiliyordu. Özellikle Air Jordan II’den rahatsız olan Jordan, Nike’tan ayrılmayı düşünüyordu. Bunun üzerine, Nike’ın kurucusu ve o dönemki CEO’su Phil Knight, Tinker Hatfield’dan bir sonraki Air Jordan’ı tasarlamasını istedi. Air Jordan III’ün tasarımlarına hızlıca başlayan Tinker Hatfield, tasarım sürecinin sonunda Michael Jordan’ın mutsuz ve belki de ayrılmayı kafasına koyarak geldiği gelecek Air Jordan sneakerının bilgilendirme toplantısında, tasarladığı Air Jordan III’ü numunesi üzerinden göstererek ayrıntılı bir şekilde anlattı. Olağanüstü silüeti, daha önce hiç görülmemiş orta taban yüksekliğindeki tasarımı, yumuşak dış deri materyali, görülebilen hava tabanı ve fil derisi detayları ile Michael Jordan’ı ikna etmeyi başaran Hatfield, Air Jordan III için yaptığı giyim koleksiyonuyla son vuruşu yaparak Jordan’ı memnun ediyordu.




    Bir sonraki sezon Air Jordan III’lerle parkelerde fırtına gibi esen Jordan’ın, 1988 yılında NBA Smaç Yarışması’nı kazandığı yarışma sırasında çekilmiş ünlü fotoğrafında, ayaklarında Hatfield’ın ilk Air Jordan tasarımı olan ikonik Air Jordan III’ler yer alıyordu. Michael Jordan’ı ellerinde tutmayı bu şekilde başardıklarından dolayı Phil Knight’ın deyimiyle Nike’ı kurtarmayı başaran kişi tartışmasız Tinker Hatfield oluyordu. Air Jordan III’ün ardından, Air Jordan IV, Air Jordan V ve Air Jordan VI modelleri arka arkaya ayrı birer muhteşem silüetlerde tasarlandı. Hafif ve yenilikçi tasarımlar birbirini izlerken artık Jordan da Hatfield’a güveniyor, bu birliktelik muhteşem sneakerların ortaya çıkmasını sağlıyordu. Hatfield’ın sayesinde Air Jordan serisi muhteşem başarılar sağlarken, MJ de NBA’in süperyıldızı oluyordu. 


    
Air Max 90’dan, Andre Agassi’nin giydiği Air Tech Challenge’lere, Air Mag’den en sevilen Air Jordan siluetlerine kadar sayısız ikonik sneakerın tasarımına imza atan Hatfield, günümüzde sneaker tasarımcılarının en önemli ismi konumunda. 


BÜLTENE KAYIT OL!

YENİ ÇIKAN ÜRÜNLER, ETKİNLİKLER, HABERLER VE DAHA FAZLASI İÇİN KAYIT OL.